MİMARİ GÖRSELLEŞTİRME 'NİN KISA TARİHİ

MİMARİ GÖRSELLEŞTİRMENİN KISA TARİHİ

Tarih boyunca, mimari görselleştirmenin görevi müşteri ve tasarımcı arasındaki iletişim dilini oluşturmak olmuştur. Ortak paydada buluşmaya olanak veren bu iletişim dilini ortadan kaldırdığınızda, bir mimarın işi sadece çeşitli hesaplamalar ve matematiksel çözümlemelerden ibaret kalır. Mısır’ın firavunu ya da Roma’daki Papa gibi önemli makamlarda bulunan kimselerden, 4 kişilik sıradan bir aileye uzanan yelpazede, mimarlardan talep edilen şey hep aynıdır: Hepimizin anlayabileceği bir hikaye anlatmaları. Mekan ve ışığın, maddenin ve dokunun hikayesi…

Şimdi ise ben, size bir hikaye anlatacağım. Teknoloji ve insan başarılarının muhteşemliğini konu alıyor. Bu anlatacağım, mimari görselleştirmenin kısa tarihidir.

ALTIN ÇAĞ

Mısırlılar. Yunanlılar. Romalılar. Bunlar, binlerce yıl sonrasında bile merakla sırrına ermeye çalıştığımız antik döneme özgü teknolojileriyle, dünyanın harikalarını azimle inşa edenler; bir diğer deyişle, mimarinin öncüleridir.

Bu mimari harikalar, krallar tarafından görevlendirilen marifetli yapı ustaları tarafından tasarlanmışlardır. Yapımlarında ise yabani uygulamalarla zorla çalıştırılan köle işçilerin emekleri büyüktür. İşin o kısımlarını şimdilik bir kenara bırakalım.

Peki, bu yapılar nasıl tasarlandı? Bu yapılar, bugünkülerle kıyaslandığında hangi yönleriyle farklı iletişim kurmaktalar?

Piramitlerin bir gün çölün ortasında aniden kendi kendine beliriverdiğini düşünebilirsiniz. Geçmişin gizemli mimari ve mühendislik harikalarının sırrını uzaylılara da bağlayabilirsiniz. Bu eserler söz konusu olduğunda ben, dünya dışı varlıkların yardımıyla yapılmış olduklarına dair iddiaları ne savunabilirim, ne de yalanlayabilirim. Sadece son derece emin olarak söyleyebileceğim şu ki: Bu eserlerin oluşması için çok fazla tasarım, planlama ve lojistik uygulamalara gereksinim olmuştur.

Olmaması mümkün mü? Antik dönem mimarları ve tasarımcıların o günlerde kurdukları iletişim metotları, bugünkünden çok da farklı sayılmazdı. Belki biraz daha ilkel olduklarını söyleyebiliriz. Ancak, günümüz dönem sanatçıları gibi geçmiş dönem mimarları da estetik bir eser yaratabilmek ve talep edilen sonuca ulaşabilmek için elbette farklı pigmentler ve ortamlar denedi. O dönem, tarihte gerçekçiliğin temsilinde kullanılan perspektifin keşfinden önceye dayandığı için; çizimler ve kabartmalar (rölyefler) düz bir şekilde temsil edildi ve temsiller gerçekçilikten uzaktı.

Yunanlılar ve Romalılarda da temsil, bundan çok farklı değildi. Mimarinin kendisi teknolojik gelişmelerle uyumlu olup, tasarım anlayışı olarak da hayli sofistike olan yaklaşımları ile mimaride büyük atılım yapmış olmalarına karşın;  binaların plan ve sunum biçimleri, yüzyıllar içerisinde çok da bir ilerleme göstermedi.

Tarihin bu noktasında mimarlar çekirdekten yetişen sanatçılardı. Yaptıkları çalışmalar da gerçeklikle doğrudan ilişki içindeydi. Mimari görselleştirmenin tarihinin izlerini sürebilmemiz için izlenecek yol, güzel sanatların gelişimini takip etmekten geçer. Kullandıkları teknik daha iyi olmaya başladı, gerçekçiliğe yaklaşıyorlardı ancak mimari görselleştirme hala Mısırlılar gibi düz temsiller ile ifade edilmekteydi. İçtenlikle söylemeliyim ki, temsil olarak eksikliklerine rağmen yaptıkları işlere bakınca hayran kalmamak elde değil. Ah, tabi…Kölelerin emeği.

PERSPEKTİFİN KEŞFİ

1500 yıl ilerleyelim ve bırakalım İtalyanlar tarihteki en önemli keşiflerden birini gerçekleştirsin. Sadece sanata ve mimariye değil, tarihe bütünüyle etki eden çok önemli bir keşif: Perspektif. 1415’te Rönesans adamı Filippo Bruneleschi lineer perspektifin ilk örneğini sanatında icra ettiğinde tüm dünya adeta büyülendi. Bu çalışma, gözün dünyayı nasıl algıladığının gerçekçi görsel temsilini yaratmak için, yakınsak paralel çizgilerin yardımıyla 3 boyutlu çizilmiş bir betimleme idi. Öyleyse Bruneleschi için oyunun akışını bütünüyle değiştirdiğini söylemek pek de yanlış olmaz değil mi?

Bruneleschi’nin adını duymuş olabilirsiniz. Floransa’daki meşhur “Duomo” isimli kubbeli yapı ona aittir. Onun ve arkadaşlarının keşfettiği şey, yani üç boyutlu dünyanın iki boyutlu temsilini gerçekleştirmeye yarayan bu matematiksel çözümleme, sanatçıların ve mimarların arayışında olduğu o basamaktı. Bruneleschi’nin perspektifi keşfeden ilk kişi olduğu konusunda çeşitli tartışmalar olsa da, perspektifi mimarinin analizinde kullanmada öncü olduğu su götürmez bir gerçektir. Masaccio, Leonardo, Raphael ve Ninja Kaplumbağalar’ın gerisi de oyuna dahil oldular. Böylece; İtalyan rönesansı, perspektifin keşfi ile mimari görselleştirme alanında insanlığın ilk en önemli gelişmesini yaşamış oldu.

Perspektif, tablolara ve çizimlere derinlik ve mekan algısı ekledi. Mimarlar muhteşem tasarımlarını gerçekçi tasvirlere dönüştürebilecekleri iletişim dilini sonunda yakalamış oldu. Perspektif, genellikle kiliseden ya da hükümetten olan müşterilerini ikna edebilmek için daha meşru bir tasvir biçimiydi. İmalatı hem pahalı hem de zaman alan heykeller ve modeller; eskizlerle ve el çizimiyle daha kolay ifade edilebilir olan gerçekci temsillere yerini bıraktı. Böylece zamandan ve paradan tasarruf edilmiş oldu.

MODERN AİLE

Bundan yaklaşık beşyüz yıl önce görselleştirme çok önemli bir sıçrayış daha yaşadı. Lineer perspektifin keşfi; mimarlar, mühendisler ve sanatçıların görsel araçlarıyla tasarımlarını hayata geçirmeleri adına kapıyı araladı ve yüzyıllar boyu mesleğin süregelmesine büyük katkı sağladı. Yirminci yüzyıla gelindiğinde ise işler tamamen değişti.

Bauhaus’la beraber 1910’larda ortaya çıkan Modern mimari hareketi, yeni ve ilgi çekici mekanları şekillendirdi. Bu noktada mimarlar, yapı ustalığından sıyrılarak odaklarını yapıdaki ifadeye ve inşaat sanatına çevirdiler. Biçim (form) ve mekan, tasarımın öncül araçları oldu. Gereksiz süsleme ve gösterişten kaçınıldı.

Mimari, çizgi ve hacimlerin basit geometrik buluşmasını tercih eden bir yöne doğru ilerlerken; mimari görselleştirmede de durum böyle oldu. Walter Gropius ve Le Corbusier gibi tarihte önemli yeri olan tasarımcılar, daha önce mevzubahis edilmeyen bu yolların, tasarım bilgisine dönüştürülmesinde büyük rol oynayan başlıca isimlerdi.

Üç boyutlu mekanların üst üste çakışması ve renk temsillerinin de eklenmesiyle  -gerçekçi çizimler kullanılmaksızın- şematik tasvirler gerçekçi ifadeler kazandı. Mimarlar, sunumlarında tasarımın “ne” olduğunu değil; “niçin” ve “nasıl” olduğunu anlamalarını sağlayan görsel araçlar geliştirdiler. Bu gelişme, sanatla ilişkili olmayan kimselerin de mimarın kendileri için tasarladığı mekanı algılamaları için, tabiri caizse, gözlerinin önündeki perdeyi aralamış oldu.

Diğer mimarlar da bu akıma uyum sağladılar. Tasarım dilinde devrim niteliği taşıyan bu hareket, sadece müşterinin projelerini görme biçimlerini değiştirmekle kalmadı, aynı zamanda mimaride de dönüm noktası oldu. Frank Lloyd Wright ve Louis Kahn gibi mimarlar kuşkuları öteleyerek, mimariyi antik dönemler boyunca yakaladığı “muhteşemlik” çıtasına doğru yükseltmeyi başaran binalar tasarlamaya başladılar. Tasarımda açılan yeni ufuklarla beraber, binalar da yeniden önemli hale geldi.

ÇALIŞMA MASAMI ANCAK CESEDİMİ ÇİĞNEDİKTEN SONRA BENDEN ALABİLİRSİNİZ

Bill Gates, Steve Jobs ve Steve Wozniak bizi bu günlere taşıdı. Aşağı yukarı son otuz yıllık dilimde bilgisayar teknolojilerinde gerçekleşen hızlı değişim, mimari dünyasına da yeni soluk getirdi. Aşırı gerçekçi render olanaklarıyla, çalışmalardan çok daha kaliteli sonuçlar alınmasının yanında, teknoloji dünyası kendi içinde sürekli gelişim halindeyken, mimari görselleştirme de sürekli oyunun içinde kalmak için şartlara uyum sağladı.

Bu durum, herkesin buna aynı ölçüde uyum gösterdiği anlamına gelmiyor.  Hala günümüzde, dijital dünyaya sırtını dayamadan görselleştirme yapan genç ve yetenekli tasarımcılar var. Varolsunlar! El çizimi ve eskizlerin mimari süreçlerde önemi daima büyüktür. Özellikle tasarımın ilk aşamalarında konsept fikirlerini sunarken bu yöntem çok etkilidir. Teknoloji ise mimarın yetisine, fikri düzgün bir şekilde ortaya çıkarabilmesi için gerekli olan gizemli dokunuşu yapar ve henüz yarış tamamlamadan doğrudan bitiş çizgisini işaret eder.

Mimarlar hangi yöntemleri tercih ederse etsin; tasarım dilinde bilgisayar teknolojilerinin tarihe damga vuran bir etki yarattığı tartışılmaz bir gerçektir. Günümüzde, bilgisayar teknolojileri sayesinde, mimarlar ve sanatçılar konseptten somut tasarıma çabucak geçiş yapabiliyorlar. Ayrıca, bu bilgisayar teknolojileri bolca deneme yanılma imkanı sağladığı için tasarımda rafine sonuçlar almaya olanak sağlıyor. Sketchup, Rhino, VRay, Maxwell, MentalRay ve AutoCAD gibi araçlar tasarımı güçlendirmek ve müşterinin aklını almak için başvurduğumuz yeni araçlarımız olarak yerlerini aldılar. Ancak, daha önce de söylediğim gibi dijital dünyayı tasarıma doğru bir şekilde entegre etmenin de zorlukları olabilir. Yine de geçmiş mimarların sergiledikleri tarzda bir disiplin ve özverili çalışma ile bu zorlukların da üstesinden gelinebilir, sorunlar çözülebilir.

PEKİ, TAMAM. ŞİMDİ SIRADA NE VAR?

Önümüzdeki yüzyılın bizi nereye götüreceğini tabi ki sadece zaman gösterecek. Teknoloji sürekli gelişmeye devam ettikçe, süreçler kaçınılmaz olarak otomatikleşmeye doğru evrilecektir.

Duygudan mahrum makineler tarafından yönetilen süreçlerin artmasıyla mimaride ve tasarımda insani öğeleri kaybetme riski de artmaktadır. Diğer pek çok alanda olduğu gibi mimarinin kaderinde de teknolojiyle çarpışmak vardır. Çarpışmanın ürünü, ilerlemeci olabileceği gibi rahatsız edici ve hatta zararlı olabilir.

Umarım bu asla böyle olmaz da mimari ve tasarım insanlığın ellerinde sapasağlam var olmaya devam eder. Tasarıma yardımcı olan bu yeni teknolojik araçlar muhteşemdir; yalnızca insanlar bu araçları doğru bir şekilde kullanıp gidişata yön verebildikleri sürece. Bunun tek yolu ise adımları zekice atmaktan geçer.

Şimdi elimizde ne var bir bakalım: Mimari görselleştirmenin kısa tarihi, ve belki de ondan daha kısa olan mimari görselleştirmenin geleceğine bir bakış. Dünya, ekolojik olarak daha farkındalık sahibi ve daha güzel bir yer olma yolunda ilerlerken, hızlı ve anlamlı adımlar atarak bu süreci yaşamak çok heyecan verici. Tasarım dilindeki yenilikler, bu büyük denklemde çok belirleyici bir yer tutacak.

Derleyen : Fatih Ekşi

Çeviri : Hilal Ölmezses

Makale bir çok kaynaktan faydalanılarak hazırlanmıştır. Truva design  dışında herhangi bir sitede veya dergide veya başka bir online/yazılı platformda  yayınlanamaz.

Yorumlar

  • Gokhan
    Cevapla

    Tebrik ederim, çok aydınlatıcı bilgiler paylaşmıssınız,tesekkürler